Sirkeci’de, yolu uzatarak
Kalem vitrinleri, Doğubank’ta babama bir ziyaret, ardından tombik ve baklava.
Enes Bilir’in İstanbul’u
Sirkeci’nin Cağaloğlu çıkışından çıkıyorum. Bilerek buradan çıkıyorum.
8 durak
Yokuş aşağı, Haliç’e doğru
Cağaloğlu
İlki ve en güzeli bu manzara. Yokuş aşağı, Haliç’in girişini izleyerek iniyorum.

Kalemlere zaafım var
Kalem vitrinleri
İkinci en güzel şey ise kalemciler. Kalemlere zaafım var. Kalem vitrinlerine bakarak iniyorum. Ne yeni gelmiş? Caran d’Ache’lar, Pentel’ler, Sailor’lar… Hepsi çok güzel. Kendimi kandırabilirsem bir tane alıyorum. Ama her zaman değil, çünkü kolay kanmıyorum.

Yolu bilerek uzatmak
Hocapaşa · PTT binası
Hocapaşa’yı görünce sola dönüyorum. PTT binasının önünden geçip sağa dönüyor, buradan gidiyorum. Rotam Doğubank. Yolu bilinçli şekilde uzatarak gidiyorum. İstanbul’u hissediyorum.

Her asansörde başka bir konuşma
Doğubank
Doğubank her zamanki karmaşasında. Asansörle 6. kata çıkıyorum. Her asansörde farklı bir konuşma var burada. Farklı bir ticaret, farklı bir siyaset.

Babamın yanına
Doğubank · 6. kat
Babamın yanına gidip yeni gelen gözlük çerçevelerine bakıyorum. Babam 25 yıldan fazladır Doğubank’ta. Ondan aldığım Suriçi kültürüne dayanarak, bir sonraki rotamın nereye gideceğini bilerek ayrılıyorum buradan.

Bolero misali
Doğubank merdivenleri
Asansörle çıktığım 6. kattan merdivenlerle iniyorum. Aşağı indikçe Bolero misali kargaşa, hareket ve kalabalık artıyor. Ben de yavaş yavaş o kalabalığa karışıyorum.

Tombik ve açık ayran
Şen Büfe
Soluğu Şen Büfe’de alıyorum. İstanbul’da çok güzel bir büfe kültürü var. Güzel et dönerler, sosisliler, tostlar, sıkma meyve suları, açık ayranlar… Ben, klasiğim olarak tombik ve açık ayran tercih ediyorum her zamanki gibi. Tam bir lezzet bombası.

Bugün baklava
Safa
Tombikten sonra iki seçeneğim var. Ya Safa’da kuru dilim baklava ya da seyyardan közlenmiş mısır. Bugün Karaköy’e doğru gidecek zamanım yok. Safa’dan baklava alıyorum. Bugünü böyle bitiriyorum.
